Sorumluluk Duygusu :
Anne babanın çocuğuna verebileceği en önemli duygu sorumluluk duygusudur. Çünkü bu duygu olmadan çocuğumuz ne ders çalışılır, ne üniversite sınavına hazırlanır, ne de alkollü araç kullanılmayacağı kuralına uyar. Ya da başka bir ifade ile sorumluluk duygusu; ben istediğim için ders çalışması değil, kendisi istediği için ders çalışması veya ben istediğim için değil, kendisi istediği için görevlerini yerine getirmesidir. Biz yetişkinler her şeyi çocuklarımızdan daha iyi yapabileceğimize öylesine inanmışız ki onlar adına onların yapacağı en temel şeyleri bile yapıyoruz. Uyumak çocuğun sorumluluğundan çok bizim sorumluluğumuz oluvermiş. “Hadi kızım yatağa hadi oğlum yatağa” diye çocuğun uykusu gelinceye kadar inatlaşıp dururuz. Yemek yeme sorumluluğunu üzerimize alır tabak dolusu yemeği zorla çocuğun ağzına tıkıştırırız. Bir sinir harbidir gider. 3-4 yaşlarında çatal kaşık tutma olgunluğuna ulaşan çocuğun yemeği daha sonraki yıllarda da annesi tarafından tutulur. 4 yaşında bir çocuğun kaşık tutmayan elleri sıra üniversiteye hazırlanmaya gelince de kitaplara uzanmayacak onun adına ağzına lokma verecek özel hocalar, özel dershaneler alacaktır.
Bizim böyle davranmamızın nedeni nedir? Çünkü biz iyi anne baba olmaya çalışıyoruz. İyi anne baba çocuğu için saçını süpürge eder, o iyi beslensin ister, onu zararlı alışkanlıklardan özenle korur, yıllarca kılçık kaçacak diye balık yedirmez veya yedirse bile çatalla mıncıklana mıncıklana hiçbir çekiciliği kalmamış balık püresini yedirir. İyi anne babalar çocuklarının ödevlerine yardımcı olmak için birlikte ders çalışır, çocuğu sıkıştığında da öğretmenine ayıp olmasın diye onun adına çocuğun ödevini yapıverirler. İyi anne babalar çocukları üşüyecek diye sıkı sıkı giyindirirler, resim yapmaya çalışan çocuğun elinden kalemi alıp nasıl güzel resim yapılacağını gösterirler. İyi anne babalar kendilerini yorarlar ama bunun çocuğa hiçbir faydası olmaz. Faydası olmaması bir kenara ciddi zarar verirler. Çünkü çocuğun özgüvenini yok ederler, evden başka dünya olmayacakmış gibi yetiştirirler; yaşama ve geleceğe hazırlamazlar. Çocuklarının bir şeyler yapamayacağına inandıkları için onlara saygı duymazlar zaten bir süre sonrada çocuklarınca ya ciddiye alınmazlar ya da ciddiye alınmayan bir çocuk yetiştirmiş olurlar. Korktukları şeyler hep başlarına gelir.
Bu yazı Psikolog Şenel Karaman’ın “Konuşulabilir Anne Baba Olma Sanatı” adlı kitabından alınmıştır.